Atın Torbasına Konan Yem Paketi!!!

Paketin açıklanmasının ardından özellikle adına İslami medya dedikleri gazete ve TV’lerin (Çoğu İslam’dan geçiniyor maalesef) yorumcularına da bakıyorum. Açıklamaları vıcık vıcık yağ damlıyor. Adeta hükümet dalkavuğu hepsi! “Yok efendim kamuda başörtüsü serbest kalmışmış.” Allah aşkına niçin doğrusu söylemiyorsunuz? TSK, Polis, Hakim ve Savcılar kamusal alanın dışında mı vazife yapıyor? Ne bu dalkavukluk, ne bu yağcılık? Müslümanlara bakıyorum büyük çoğunlukla paketten tatmin olduklarını ifade ediyorlar. Tatmin olanların tavırları bana Anadolu’daki bir uygulamayı çağrıştırıyor. Bizim oralarda bir atın sırtına biniyorsan, mola yerinde torbasına yem koymak zorundasındır. Yoksa yemlenmeyen atın sırtına moladan sonra binemezsin. Paketten çıkan bir iki hak karşısında tatmin olduklarını açıklayanların durumunu ben bu atlarınkine benzetiyorum. Torbalarındaki yeme kanıp sonrasında sırtlarına binenlere ses çıkarmıyorlar. 12 senedir Hükümet maalesef bu taktiği uyguluyor. Milletin sırtına binmeye devam ediyor. Yazık ki çok yazık!!!
Bu makale 30 Eylül 2013, Pazartesi 20:46:26 eklenmiştir.

 

Başbakan Erdoğan günlerdir merakla beklenen ve adına “Demokratikleşme Paketi” dediği şeyleri açıkladı.

Anadolu’da bir söz var ya! “Dağ fare doğurdu.”

Paket bana göre tam anlamıyla bu söylemi doğruluyor.

Bazıları “El insaf!” diyebilir. Paketteki bazı maddelerin ülke insanını faydasına olduğunu söyleyebilir. Ancak bunlar siyasiler tarafından ağza çalınan bir parmak balın ötesine gitmiyor maalesef.

Başbakan açıklamasında, “Milletimizi memnun edecek ne varsa onu yapmaya devam edeceğiz.” diyor. Demek ki açıklamaları kendi değimi ile henüz milletimizi memnun edecek seviyede değil.

Peki, Başbakan niçin milleti memnun edecek seviyede işlere imza atmıyor?

Bana göre Başbakan tam bir oyalama taktiği uyguluyor.

Bundan 11 yıl önce Türkiye’de Cuma Dergisinde yayın yönetmenliği yaparken başörtüsü ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Yazının başlığı “Bizi 10 yılda Tayyip’le Oyalayacaklar” şeklindeydi. O zamanlarda başörtüsüne özgürlük mücadelesi sürüyordu. Bugünde aynıyla sürüyor işte!

Pakette kamuda başörtüsü serbestliği getirildiği söyleniyor. Ancak arkasında ama denip, “TSK, Polis, Hâkim ve Savcılar hariç” deniyor. Niçin bu ayrım? TSK, Polis, Hâkim ve Savcılar Müslüman olamaz mı? İnandığı gibi yaşama hakları olamaz mı? İnandığı gibi yaşayamayan bir TSK mensubundan, bir polisten, bir savcıdan bir hâkimden ne bekleyebiliriz ki?

Pakette ayrımcılık yapanlara ağır cezalar getirileceği açıklanıyor. Ancak en büyük ayrımcılık yine pakette yapılıyor ve TSK, Polis, Hakim ve Savcılara büyük ayrımcılık yapılıyor.

Şimdi bir Hakim veya savcı çıkıp “Hükümet bana ayrımcılık yapıyor” derse ne olacak?

Başbakan, “Bu paket Türkiye'nin ulaştığı seviyenin bir göstergesidir.” Diyor!! Gerçekten de öyle. Geldiğimiz seviyede hala TSK, Polis, Hakim ve Savcı vesayetinin sürdüğü görülüyor. TSK, Polis, Hakim ve Savcı korkusu bu sınıfların paket dışında kalmasına sebep olabiliyor. Hani vesayet bitmişti?

“Artık Türkiye vatandaşlarının kökeniyle, dünya görüşüyle, inancıyla uğraşan bir devlet olmayacak”mış!!!

Bal gibi de uğraşıyor işet!. Mesela benim kızlarım lisede okuyorlar. Akil baliğ olmalarına ve inançları başlarını örtmeleri gerektiğini söylüyor ama Hükümet çıkardığı kanunla engel oluyor. Hani kişilerin inançlarına karışmayacaktı devlet? Yoksa lise talebesini kişiden saymıyor musunuz?

“Meşruiyetin kaynağı artık millettir” sözü de milleti kandırmaktan öte bir mana ifade etmiyor. Madem söz yetki ve karar artık milletinse niye millet hala açı çekiyor? Mesela ben her gün akil baliğ olmuş kızlarımın başını zorla açtırılması karşısında acı çekiyor ve zorla açtıran bir hükümete beddua ediyorum.

Sayın Başbakan “İstiklal Marşımızın ilk cümlesi Korkma diye başlar, unutmayın korkaklar ilerleyemezler.” Demiş. Tam da dediği gibi olmuş paketteki başörtüsü (Doğrusu tesettür) serbestliği! TSK, Polis, Hakim ve Savcılardan korktuğu için bu alanlar “Kamusal alan” sayılmış. Peki bu anlayışın Sezer anlayışından ne farkı var?

Paketin açıklanmasının ardından özellikle adına İslami medya dedikleri gazete ve TV’lerin (Çoğu İslam’dan geçiniyor maalesef) yorumcularına da bakıyorum. Açıklamaları vıcık vıcık yağ damlıyor. Adeta hükümet dalkavuğu hepsi! “Yok efendim kamuda başörtüsü serbest kalmışmış.” Allah aşkına niçin doğrusu söylemiyorsunuz? TSK, Polis, Hakim ve Savcılar kamusal alanın dışında mı vazife yapıyor? Ne bu dalkavukluk, ne bu yağcılık?

Müslümanlara bakıyorum büyük çoğunlukla paketten tatmin olduklarını ifade ediyorlar. Tatmin olanların tavırları bana Anadolu’daki bir uygulamayı çağrıştırıyor. Bizim oralarda bir atın sırtına biniyorsan, mola yerinde torbasına yem koymak zorundasındır. Yoksa yemlenmeyen atın sırtına moladan sonra binemezsin. Paketten çıkan bir iki hak karşısında tatmin olduklarını açıklayanların durumunu ben bu atlarınkine benzetiyorum. Torbalarındaki yeme kanıp sonrasında sırtlarına binenlere ses çıkarmıyorlar. 12 senedir Hükümet maalesef bu taktiği uyguluyor. Milletin sırtına binmeye devam ediyor.

Yazık ki çok yazık!!!

Hâlbuki Müslüman uyanık olur, Müslüman hak ve hakikatin tam uygulanmasının dışında bir şeyle tatmin olmaz. Palyatif çözümlere karnı toktur. Bu hususta bizim önderimiz bizzat peygamberimiz Hz. Muhammed’tir.  Kendisine teklif edilen Mekke’nin reisliğini, altınları, hanımları reddetmiş ve sadece hakkın tesisinin kendisini tatmin edeceğini fiili olarak göstermiştir.

Başbakan, “Bu bir son değildir, bir nihayet değildir, bir son nokta asla değildir.” Diyerek ümitte veriyor!!! Yani “şimdiye kadar bunları yaptık. Bizi iktidarda tutarsanız diğerlerini de yaparım. Tutmazsanız bunlarda gider” diyerek adeta milleti örtülü olarak tehdit ediyor.

Şimdi birileri çıkıp “ama pakette iyi şeyler de var” diyecek. Yeter mi? Madem söz milletin neden milletin istekleri doğrultusunda değil de, egemen sınıfların dediği oluyor?

Başbakan, “Mor Gabrial Manastırı arazisini manastır yönetimine iade ediyor, Süryani vatandaşlarımıza önemli bir hakkı teslim ediyoruz." Diyor ama Ayasofya gibi bir hakkı görmezden gelebiliyor. Hâlbuki Başbakan gençliğinden beri Ayasofya’nın camiye çevrilmesini savunan bir gelenekten geliyor.

Bir demokratik hukuk devleti, din ve fikir hürriyetini nasıl teminat altına alıyorsa, ayni şeyin bizde de gerçekleşmesini ve hiçbir zulme ve baskıya mâruz bırakılmadan Müslümanların da özgür olarak yaşamalarını istemek hakkımızdır.

Paketin en büyük faydası roman vatandaşlar, azınlıklar ve BDP yandaşlarına yönelik. Alevi vatandaşların istekleri de tıpkı diğer Müslümanların istekleri gibi es geçilmiş.

Hülasa etmek gerekirse andımız denilen saçmalığın ve başörtüsü yasağının kısmen kaldırılması dışında Müslümanlara yarayan birşey yok. Tamamen uyutmaca, kandırmaca…

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
E-Mail Bülten Kaydı
Anket
MHP'nin Cemaatle yakınlaşması hakkında ne düşünüyorsunuz ?
MHP'yi artık Pensilvanya yönetiyor.
Doğru buluyorum.Seçim Stratejisi.
Paralel Örgütün şantaj yaptığını düşünüyorum.
CesurGazete
© Copyright 2013 CesurGazete.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Dost İnternet Siteleri
Haber Alp
Dost İnternet Siteleri
Dost İnternet Siteleri
Dost İnternet Siteleri
Dost İnternet Siteleri