ARAF’TA MIHLANDIM KALDIM.

Bakıyorsun senin şehrini, senin kasabanı, senin köyünü değiştirmiş, dönüştürmüş birileri. Dostlarının çoğu ölüp gitmiş, yaşayanlar dönüşmüşler, değişmişler, negatif evrime uğramışlar. Birileri dinini, kültürünü, geleneklerini, ahlak anlayışını değiştirip dönüştürmüş. Birileri kırmızı çizgilerini toprak rengine boyamış, ilkelerini beyaz kireç ile boyayıp silmiş. İşte o zaman yüreğine kime gitmen gerektiğini soruyorsun!
Bu haber 2014-08-29 11:57:08 eklenmiştir.
Her türlü şikayet için E-Mail : cesurgazete@gmail.com

ARAF’TA MIHLANDIM KALDIM.

Kovaladığını sanıyorsundur, aslında kaçıyorsundur.

Yakaladım sanırsın bir gün veya aradığını bulduğunu zannedersin. Sonra bir bakarsın ki, sen tamamen kaybolmuşsun.

Ruhunun belki yarısı, belki de dörtte üçü eksiktir, ruh frengisi gibi, ruh cüzzamı gibi kopmuştur ruhunun büyük bir parçası.

 

 

Ne zaman diye yalvaran gözlerle bakarsın gökyüzüne, ne zaman? ‘’ Her nefis ölümü tadacaktır ’’ der ilahi kitap. Sen tatmaya bazen çok hazır ve istekli hissedersin kendini, bazen de bu şerbetten tiksinirsin ve içmemek için debelenip durursun. Hayatını sorgularsın. Hayat sana ne verdi? Hayat senden ne aldı? Bunların muhasebesini, analizini yaparsın. Hayata sen mi borçlusun şimdi yoksa hayat mı sana borçlu?

 

 

 

Bunu anlamaya çalışırsın. Sonra anlamaya çalıştığın şey başta olmak üzere her şey anlamını ve değerini yitirir. Önemli olan hiçbir şey olmadığını kabul edersin. Her şeyin kocaman bir yanılsama olduğunu fark edersin. ‘’ Ne zaman, nerede, nasıl bulacak beni ölüm? ’’ diye sorarsın kendine. ’’ Kimlerle tadacağım ölüm şerbetini? Birileri olacak mı yanımda bana eşlik eden? ’’ Ölümü değil, yaşamı, hayatı düşünmeye çalışırsın ama nafile! Hayat bazen ishal gibi olmuştur bazen de kabız gibi. Veya bazen gece karanlığı gibi, bazen ayın on dördü gibi, bazen de güneşin tam tepede olduğu vakitler gibi. Bir bıkkınlık belki de!

Bakıyorsun senin şehrini, senin kasabanı, senin köyünü değiştirmiş, dönüştürmüş birileri. Dostlarının çoğu ölüp gitmiş, yaşayanlar dönüşmüşler, değişmişler, negatif evrime uğramışlar. Birileri dinini, kültürünü, geleneklerini, ahlak anlayışını değiştirip dönüştürmüş. Birileri kırmızı çizgilerini toprak rengine boyamış, ilkelerini beyaz kireç ile boyayıp silmiş. İşte o zaman yüreğine kime gitmen gerektiğini soruyorsun!

Yüreğin ruhunun kapısını çal diyor. Ruhunu n kapısını çalıyorsun ve çaldığın kapı aralanıyor. Aralanan kapıda ne kadar günaha batmış olursan ol, en yakın arkadaşını, en vefalı dostunu görüyorsun, daha doğrusu görmüyorsun da orada olduğunu hissediyorsun! Yaratan mutlak güç kapıdan dostça sana bakıyor ! Seni yaradan mutlak gücün nefesini ensende hissediyorsun, şefkati ve sevgisi ve merhameti ile bütün varlığın tatlı, huzurlu ve sıcak bir rüzgar ile sarsılıyor.

İslamiyet, Hıristiyanlık, Yahudilik, ibadet, namaz, oruç, fitre, zekat, sadaka, dua üstü, her şeyin üzerinde veya ötesinde bir duygu bu. Sonra birden her şeyi anlarsın. Seni huzursuz eden ne hayattır, ne de ölüm! Seni bunaltan ne yaşamandır, ne de belirsiz bir zamanda ve belirsiz bir mekanda ölümün! Sen beyhude geçen bunca ömrüne ağlamaktasındır! Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarının yüz binde birisini bile yapamadığına yanarsın!

 

 

Yunus Emre’nin söylediklerinin yüz binde birisini bile söyleyemediğine yanarsın! Plevne Gazisi Osman Paşa’nın şanlı direnişinin yüz binde birisi kadar bile kötülüklere ve kötülere direnemediğin için ağlarsın haline! Boşa geçen bir hayat! Delikli para gibi harcanan bir ömür! Sana koyan işte budur! Ölümden daha beter olan , yaşadığın ömrünü bir ağaçkakan kadar , bir guguk kuşu kadar, bir kırlangıç kadar bile azimle, cesaretle yaşayamamandır! Her hayvan, her bitki, her kuş ve böcek fıtratının gereği gibi, layığı ile tüketirken ömrünü, sen ,seni kendi suretinde yaratan Allah’ın kulu olmaya layık yaşayamamışsındır! Hırsıza, sahtekara, öksüz ve yetim hakkı yiyene, kibir budalası ukalaya, tarihine küfredene, atasına ve şehidine terbiyesizlik edene ‘’ Dur! ’’ diyememişsindir!

 

 

 

Ne kendin, ne ailen, ne kasaban, ne köyün, ne de ailen için hiçbir şey yapamamışsındır! Seni yakan tek pişmanlık işte budur! Sana verilen ömür sermayesini, sana bahşedilen hayat kredisini barda, pavyonda , garsonlara ve dansözlere bahşiş dağıtır gibi harcamışsındır! İşte bu duygular tüm ruhumu sarmalamış ve ben artık bayramları, düğünleri, şölenleri neyleyim? Ben artık kime nasıl tebessüm edeyim? Kiminle nasıl muhabbet edeyim? Bize, benim kuşağıma, iyilerin geç te olsa kazanacağı, kötülerin kaybedeceği ve hesap vereceği öğretildi. Biz bunu böyle bildik, böyle belledik, böyle olduğuna inandık. Ama milenyum dedikleri bu rezil çağın başlangıcı ile beraber, hep kötüler kazanır oldu. Şeytan son 14 yıldır kahkahalarla gülüyor keyfinden. Kötüler Musa, İsa, Davut, Muhammet peygamberin soylarından geldiklerini iddia ediyorlar arsızca. Bazısı ‘’ ben Mehdiyim ‘’diyor, bazıları Mehdi’yi tanıdığını ilan ediyor. İyiler Deccal ilan edildi. Ama en azından gökyüzünü, güneşi, Dolunayı, hilali, yıldızları hala görebiliyorum; başımı yukarı çevirdiğim zaman, ıssız gecelerde ve ıssız günlerde. Beden gözlerim hiç kör olmadı.

 

 

 

Biraz da gönül gözlerim açılsa, başka muradım olmaz gayrı. Araf’ta sıkıştım gayrı. Sağım cennet, solum cehennem, önümde Yaratan, ardımda şeytan… Araf’ta sıkıştım kaldım gayrı. Mıhlandım. Ne bir adım geri gidebiliyorum, ne de bir adım ileri. Ne sağa çevirebiliyorum başımı, ne de sola. Araf’ın merkezinde mıhlandım kaldım. Karacaoğlan’ın gönül incileri dizilirken ruhuma, gözlerimden yanaklarıma nasıl yuvarlanmasın gözyaşı damlaları… ‘’ Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeye elde fermanım mı var Azrail gelmiş de can talep eyler Benim can vermeye dermanım mı var Dirilirler dirilirler gelirler Huzur-i mahşerde divan dururlar Harami var diye korku verirler Benim ipek yüklü kervanım mı var ‘’ Vedat Kuşaklı k.vedat@windowslive.com YERİN DİBİNE BATSIN BAYRAMLARINIZ!

 

 

 

Yazsam bir dert, yazmazsam başka bir dert! İki arada bir derede kalıyorum. Yazarsam kafaları ağrıttığımı, gönülleri incittiğimi, eğer yazmazsam vicdani görevlerimi ve fıtratımın gereğini ve ruhumun haykırışlarını yerine getiremediğimi sanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Türk Devletinin yasalarının güvenliğinde, korumasında yaşayan Hırant Dink’in öldürülmesi bir çok normal insan gibi, benim de canımı çok sıkmıştı, gerçekten çok üzülmüştüm ama ‘’ Hepimiz Hırant Dink’iz’’ diye bağırmadım. Merhumun ailesine,acılarına elbette saygı duydum ve gerekli tepki yazılarımı inandığım gibi yazdım ama ‘’ Ben de Hıran’ım’’ diye bağırmadım. Çünkü ben Hırant değilim. Ben neysem, kimsem Onu bağırırım. Ermenistan Devleti’nin başındaki Sarkisyan Ermenistan’daki üniversite öğrencilerine ‘’ Karabağ’ı biz aldık, Ağrı’yı size bıraktık’’ gibi tüm dünya kamuoyunun bildiği hınç, öfke, intikam dolu konuşmasını yaptığında, ben de ‘’ Ah Sarkisyan Ah’’ başlıklı bir yazı yazmıştım ve bazı malum siteler benim bu yazımı ‘’ Sarkisyan’ın sözlerini çarpıtıp nefret söyleminde bulunduğumu’’ iddia edip, beni nefret suçlusu olarak gösterdiler.

 

 

 

Böyle sitelerin yayın yapmasına izin verildiği veya böyle sitelere tepki gösterilmediği takdirde, bu dediğimi yapacak imkanı olanlar bunu yapmadığı halde hepsi birer Sarkisyandır bana göre. Benim yazımın özeti, Ermenistan politikacılarının ve profesyonel askerlerinin ve diasporalarının bu Türk düşmanlığını ve soy kırım yalanlarını artık terk etmeleri ve Artık Türk, Ermeni, Kürt ,milliyet veya din, mezhep ayrımları yapmaksızın politikacıların, basının insanlar arasında sevgi bağları örmeleri gerektiğini açıklayabilmekti. İsrail Filistin’i,14 mayıs 1948 yılından beri tepeliyor ve tüm Orta Doğu Arap ülkelerine dehşet saçıyor ve dünya İsrail ile ekonomik, siyasi, kültürel bağlarını kesmediği sürece, tüm insanlar birer İsrail generalidir bana göre veya İsrail bakanıdır, Başbakanıdır. Çin Türkistan’daki kardeşlerimizi 1960 yılından beri yok ediyor.

 

 

 

Normal nüfus artışına göre bugün Doğu Türkistan’daki Türk nüfusunun 200 milyondan fazla olması gerekiyor ama bugün o bölgede 30 milyondan daha az Türk yaşadığını araştırmacılar veya orada yaşayanlar söylüyor ve buna rağmen Çin ile siyasi, ekonomik, kültürel bağlar hep devam etti, bunu devam ettirenlerin her biri, bana göre Çin Komünist ordusunun birer subayı gibidir.

 

 

 

Putin göreve geldiğinden beri Çeçenleri, Gürcistan’ı sürekli tepeledi ve Putin’e gerekli tavrı koyabilecekler bunu yapmadı ve bana göre hepsi Putin’in adamı gibidir.

Ağır duygusal bir yazı gibi görünse de , aslında ölçülü ve dengeli, olması gereken bir yazıdır bu. Sadece gazel, ilahi okumakla,’’ Hayt keserim ulan! Yuh gebertirim lan!’’ demekle devlet işleri veya insani aktiviteler olmaz.

Venezuela, Şili gibi suçlu, kabahatli ülkenin diplomatlarını sınır dışı etmek gerekir.

Onlarla ekonomik, siyasi, kültürel tüm bağları kesmek gerekir. O ülkeyi yalnızlaştırmak gerekir.

Bunları yazdığım için İsrail, Ermeni, Rus, Çin düşmanı ilan edilirsem ,bu da kocaman bir aptallık olur.

 

 

 

Çünkü ısrarla söylüyorum ki bu ülkelerin insanları içinde bizim Türk insanlarından çok daha fazla dürüst, insanlık dostu, barış yanlısı, yüreği insan sevgisi ile dolu has insanlar var. Benim derdim politikacılar, diaspora, politikacılara yön veren askerler ve olur olmaz her şeye gaz veren basın. Yurdumun demiyorum, dünyamın, gezegenimin normal , sıradan, sadece insanca yaşayıp özgür olmaktan başka derdi olmayan insanlarının tümü benim dostumdur. Ama dünyanın politikacıları Bosna’da Srebrenica’da Boşnaklar ve Türkler koyun gibi boğazlanırken, bir çok resmi salonda, viskilerini, şampanyalarını yudumlayıp, parfüm kokulu dekolte elbiselerinin içinde birbirlerine sahte sırıtışlarla güya insanlara yardım için insanlığın yüce erdemleri ile ilgili dedikodular, nutuklar ile soytarılık yapıyorlardı.

 

 

 

Arap Baharı deyip bütün Orta Doğuya, Kuzey Afrika ülkelerine insanlık kışı, insanlık dramı götüren soysuzlar, sadece petrol, elmas, altın, doğalgaz arayışındaydı. Bunlara da seyirci kalan dünya, etkisi, yetkisi olduğu halde, eğer bunu kullanmamışsa, orada çocukların kafalarına dipçik vurup kadınlara tecavüz eden askerlere yardım etmiş demektir. Birleşmiş Milletler Filistin’in bağımsızlığını neden kabul etmiyor?

 

 

 

Kabul ederse bunun dünyaya ne zararı var? Kabul etmezse bunun dünyaya ne faydası var? Hamas’a gaz verenler, IŞID’A, Taliban ordularına, Usame Bin Ladin gibilere ‘’ Yürüyün mücahitlerim! Cihat var!’’ diyenler kimler? Bunları düşünmek gerekir. Almanya Başkanı Merkel ise ‘’İsrail’in kendisini savunduğunu ve İsrail’i desteklediklerini ‘’ söylüyor.

Elbette öyle söyleyecek. Çünkü Almanya’nın İsrail başta olmak üzere bütün dünyaya özür borcu, bağış dileme, kendini affettirme borcu var. Almanya gibi böyle borçları sırtlanmış olan Rusya, Ermenistan, Çin, Japonya, Bulgaristan, Yunanistan, İngiltere var. Sırbistan var. İran var. Kuzey Kore var. Vietnam var. Belki de bir çok ülkenin, devletin, milletin sırtlarında böyle ağır yükler var ve belki de tarih bu borçları unutmuyor ve belki de Yaratan bunun diyetini ilgile topluma öyle veya ödetiyor.

 

 

 

Bunlar derin konular ve ben bu konularda daha da derine gidecek kadar alim, ermiş, evliya olamadım. Ama basit, düz mantıkla, sade bir akılla diyorum ki, bir kabadayı, bir külhan bey, garibin birisini altına almış dövüyorsa veya Onu döverek öldürüyorsa ve mahallenin diğer sakinlerini korkudan bu olaya sesini çıkartmıyorsa, yada kabadayıya yalakalık yapıp ‘’ ellerin dert görmesin paşam’’ diyorsa, bu suça tüm mahalle sakinleri ortaktır. Ben ne yazarsam yazayım, insanlar ne derse desin, başkaları ne yazarsa, ne konuşursa, bunların hepsi laf ebeliğinden başka bir şey değildir.

 

 

 

İsrail 66 yıldır Filistin öksürdükçe, aksırdıkça, tıksırdıkça, onları hayvan gibi öldürüyor. Çünkü dünyanın kodamanları için bowling sahaları, tenis kortları, yüzme havuzları, çocuklarının yaş günü pastaları, Amerikan barlarındaki şaraplarının 90 senelik mi veya 120 senelik mi olması, kızlarının yeni flörtünün gay olup olmadığı çok daha önemlidir. 1 hafta sonra Dünyada milyonlarca insan Ramazan bayramı kutlayacak, kakara kikiri, falan filan…

 

 

 

Bu dünya artık Yahudi, Hıristiyan veya Müslüman, yada Buda hangi din veya mezheptense, yada hangi millettense, bayram, düğün, şölen yapmayı ve twiter, facebook hesaplarından saçma sapan ahkamlar kesmeyi artık terk etsin, bıraksın. Çünkü böyle vurdumduymaz, basiretsiz, şarlatan insanların olduğu ve hatta olmakla kalmayıp ülkeleri, dünyayı yönetmeye çalıştığı bir gezegende bayramlar bize haramdır, düğünler bize mübarek değildir, şölenler bize soytarılıktır. Bir kedi ağaçta kaldı diye, bir köpek bacaya sıkıştı diye, İtfaiye, polis, ambulans ekiplerini seferber eden Amerika’nın, Avrupa’nın çok hümanist geçinen lordları, mistırları, mösyöleri, sinyorları ! bu dünyada sizin şahsi ihtiraslarınız yüzünden her gün kadın, çocuk, bebek ölüyor, sonra siz insani yardım kuruluşları falan filan kendinize göre şov yapıyorsunuz.

 

 

 

Yerin dibine batsın sizin insanlığınız, yerin dibine batsın bayramlarınız.

Saçma sapan siteler kurup‘’ O nefret söylemi yaptı, bu anasının gözünü etti’’ diye , kendilerinden olmayanları düşman veya insanlık suçlusu ilan edenler önce insanlığı öğrensinler ve insanlık suçunun ne olduğunu akıl ve zekaları ile iyice tahlil etsinler. Halklarının oyları ile imparatorlar gibi yetkilendirilip halklarının vergileri ile müthiş maaş ve imkanlara ve koruma ordularına kavuşan politikacılar da bir zahmet düşmanlık, kan, nefret, intikam için değil, dostluk ve sevgi için siyaset yapsınlar!

Bu yazıda şikayet edilen, kafa tutulan, posta koyulan din ve mezhep ve milliyet, ırk yobazlarıdır.

 

 

 

 

Üniformalı veya üniformasız düşmanlık yapmayı, kan dökmeyi ve kan döktürmeyi bir halt sanan zavallılardır. Özellikle de Hitler ruhlu politikacılardır ve onlara hizmet eden askerlerdir ve bunlara gaz veren, yağ çeken basındır, medyadır, gazeteci bozuntularıdır. Diğer insanların da ve diğer canlıların da yaşama haklarına, aç ve çıplak ve vatansız kalmama haklarına saygı duyan; senin, benim, bizim gibi normal, aklı başında sayılan insanlar, hangi devletin, ülkenin vatandaşı olursa olsun, biz onlara sadece sevgi ve saygı ile gülümseriz!

Vedat Kuşaklı k.vedat@windowslive.com

 

 

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Basın-Medya haberleri
Köşe Yazarları
E-Mail Bülten Kaydı
Anket
Cesur Gazete
© Copyright 2013 CesurGazete.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Dost İnternet Siteleri
Milliyetçi Hareket Partisi
Dost İnternet Siteleri
Yıldıray Çiçek Yazıları
Dost İnternet Siteleri
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı
Dost İnternet Siteleri
Emre Çakır Yazıları
Dost İnternet Siteleri
Ortadoğu Gazetesi
escort bayan sex Olgun Sex escort escort sex izle sikiş porno izle porno türk porno escort bayan giresun escort kars escort bayan escort malatya escort porno sex izle