TÜRK KÜLTÜRÜNDE AİLE YAPISI

TÜRK KÜLTÜRÜNDE AİLE YAPISI
Bu haber 08 Temmuz 2013, Pazartesi 00:33:03 eklenmiştir.
Her türlü irtibat için : cesurgazete@gmail.com

 

Türk töresinde aile içi ilişkiler olağanüstü bir saygı çerçevesinde ilerler. Aile reisi olan baba ,eşine ve çocuklarına karşı sorumluluklarının farkında olarak onlar üzerinde son derece saygınlığı yüksek bir makam sahibidir.Öyleki Türk kadını eşine beğ , Erkek ise eşine katun (hatun) , hanım (Han'ım) gibi sözcüklerle hitap eder.Aile içerisinde oluşturulan bu disiplin Türklerin devlet yönetmedeki üstün başarısının ve tarih boyunca yaşadığı zaferlerin başlıca sebebidir.Türklerin "Aile" müessesinin sağlam oluşu iki temel esasa dayanmıştır. Bunlarda ilki İslam öncesi Türk töre ve gelenekleridir.İkincisi ise Yüce dinimiz İslam'ın kaideleridir.


Türk tarihi incelendiğinde aile içi şiddet olaylarına çok nadiren rastlanmıştır.Bu tür örnekler yok denecek kadar azdır.Türklerin diğer toplulukların kültürlerinden etkilenmeye başlamasıyla paralel olarak şiddet olaylarında bir artış görülmektedir.Türkler tarih sahnesinde varoluşlarından beri kendileri geliştirdikleri bir törenin kanunları ile yaşamışlardır.
Türk töresinde kadına ve çocuklara şiddet uygulamak hiç hoş karşılanmamaktadır.Buna bağlı olarak bu tür hadiseler pek rastlanmamaktadır.Orta Asya Türkleri arasında uzun araştırmalar yapmış olan Radloff (1870-1880'ler), Türk ailesi hakkında doyurucu bilgiler vermektedir. Radloff diyor ki, "Altaylı'larda bir erkeğin bir kadına dayak atması duyulmamış şeydir."

Türk töresi savaşta dahi kadın ve çocuklara karşı şiddet kullanmayı kabul etmezdi. Bu tür davranış içinde kişilere ağır cezalar uygulanırdı. Yasalar çerçevesinde cezalandırılan bu kişilere toplumun bakış açısı da son derece katıdır. Bu kişiler toplum içerisinde itibarsızlaştırılır ve er kişi olarak sayılmazdı. Bir Türk için er kişi sayılmamak zaten cezaların en büyüğü sayılırdı.Türk tarihinde yaşamın her yerinde olduğu gibi cezalarda da kadın-erkek eşitliği vardır.Örneğin Cengiz Han dönemi yasalarına göre kaynanasını döven bir geline ve kocasını döven bir kadına çok ağır cezalar verilmiştir.

Osmanlı döneminde gelindiğinde aile içi şiddetle ilgili cezalar aynı şekilde katılığını muhafaza etmiştir.Devletin en yüksek karar ve yargı organı olan Meclis-i Vala-ı Ahkam-ı Adliyye'de bir karar; "Alaaddin Paşazade Celal Bey'in zevcesi hakkında fena muamelesi sabit olduğundan cezalandırılmasına hükmolundu" şeklindedir.Osmanlı mahkemelerinden aile içi şiddete yönelik çıkan kararlardan biriside eşine kötü muamele eden kocaya mahkemede şartlı talak yaptırılmasıdır. 7 Recep 1162 tarihli kayıttan anlaşıldığına göre Fatma bt. Abdullah mahkemede kocasının gece gündüz içki içerek kendisini rencide etmesinden şikâyet etmekte bunun üzerine kocası "eğer bundan sonra içki içersem eşim Fatma benden boş olsun" diye şartlı talakta bulunmaktadır. 

Tarihimizde yaşanan bu tür aile içi şiddet olaylarından en çok bilineni ise şüphesiz Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi Şah Sultan ile kocası Veziriazam Lütfi Paşa arasında vuku bulan hadisedir.Olay şöyle cereyan etmiştir. 

Lütfi Paşa, Kanuni Sultan Süleyman'ın hem veziriázamı, hem de hükümdarın kızkardeşi Şah Sultan'ın kocası, yani Kanuni'nin eniştesidir.1541 Nisan'ında bir gün, Paşa'nın huzuruna, zina ederken yakalanan bir kadın getirirler. Paşa "Bu işin haram değil midir?" diye haykırır, sonra daha da hiddetlenir ve kadının cinsel organının bir rivayete göre 
dağlanmasını, bir başka rivayete göre de bıçakla oyulmasını emreder. Verdiği emir ne dinde, ne de o devrin kanunnamelerinde vardır ama hemen yerine getirilir ve kadın cezanın infazı sırasında ölüverir.

Paşa akşam konağına döner, hareme geçer ve karısı Şah Sultan'a o günkü marifetini ballandıra ballandıra anlatmaya başlar. "Halkın namusunu nasıl da koruyorsun Paşam, aferin sana!" gibisinden bir takdir beklemektedir ama tam tersi olur ve Şah Sultan avaz avaz "Senden önce gelen vezirlerin hangisi kadınlara karşı böyle bir ceza verdi? 
Kimden öğrendin de bu işi ettin?" diye bağırır. İstifini bozmayan Lütfi Paşa'nın "Bundan böyle yakalanan her kadın aynı cezayı çekecek" demesi üzerine Şah Sultan'ın sinirleri iyice tepesine fırlar ve "Seni zálim! Seni inatçı! Seni edepsiz herif!" diye çığlık atmaya başlar.Lütfi Paşa Şah Sultan'a bir tokat atar.

Olay Padişahın kulağına gider.Kanuni Süleyman, kızkardeşini Lütfi Paşa'dan hemen boşatır, Paşa'yı veziriázamlıktan atıp Dimetoka taraflarındaki bir çiftliğe sürgüne yollar, üstelik nikáh sözleşmesinde geçen ve "mihr" denilen tazminat için Paşa'nın mallarını sattırır ve satıştan gelen paraları da Şah Sultan'a verir.

Peki Nasıl Davranmalı ?

Aile içi şiddet maalesef bugün toplumumuzun en önemli sorunlarından biridir. Ülkemizde hemen her gün bu tür şiddet olaylarına şahit olmak durumunda kalmaktayız.Son derece utanç verici bu meselenin artışında sosyo-ekonomik sebepler , yasal boşlukların elverişliliği , güvenlik zaafiyeti gibi sebepler olsada bana göre en büyük neden milletimizin, diğer milletlerin kültürlerinden etkilenerek kendi töresinden uzaklaşmasıdır.Oysa ki Türk milletinin aile içinde oluşturduğu saygı bu konuda dünyaya örnek teşkil edecek kadar mükemmeldir.Türklerle tanışan herkesi hayranlık hissine mahkum eden aile içi ilişkiler, tarihimizdeki en önemli övünç kaynaklarımızdandır.Aile içindeki huzuru ve mutluluğu daim kılmak için ecdadımızı iyi okuyup anlamamız gerekmektedir.Türk Tarihinde eşlerin birbirlerine olan saygısı bugün özlem duyulan aile yapımıza tekrar kavuşmamız için bizi aydınlatmaya yetecektir

Tarih boyu devam etmekle birlikte günümüzde de Türk erkeği kadınına hanım ve ya hatun diye seslenmektedir. Hanım kelimesinin nereden geldiğini öğrenmek bile aile içi davranışlarımızda bize çok önemli bir örnektir. 
Bir rivayete göre Cengiz Han bir gün kurultayını toplar. Kurultayda Cengiz Han'ın karısıda hazır bulunmaktadır. Cengiz Han kurultaydakilere yaptğı konuşmada ""Ben Hanlar Han'ı Cengiz Han, hepinizin hanıyım", eşini göstererek; "Bu da benim HAN'IM" demiştir.Cengiz Han'ın bu davranışında eşine verdiği değer Türk insanının kadına verdiği önem açısından oldukça önemlidir.

Yine Dede Korkut destanları, Türk aile yapısı hakkında doyurucu bilgiler veren belgelerdir.Dede Korkut destanlarında aile içi ilişkiler oldukça yüksek bir saygı içerisinde yürümektedir. Dede Korkut sahifelerinde dikkat çeken mühim bir nokta, bu hikayelerde eski Türklerin kadına verdikleri büyük değerden izler bulunmasıdır. Buna göre, kadın, Türk topluluk hayatında erkeğe yakın hatta onunla her bakımdan müşterek bir hayat yaşar. Ata biner, silah kullanır, kısaca, erkeği kadar savaş gücüne sahip, müstesna bir kadındır.Kadınına büyük bir sevgi besleyen Türk erkeği : Beri gel ey başım bahtı, evim tahtı Evden çıkıp yürüyende selvi boylum Topuğunda, sarmaşanda kara saçlım Kurulu yaya benzer çatma kaşım ,Koşa badem sığmayan dar ağızlım, Güz elmasına benzer al yanaklım, Kadınım, direğim, dölüğüm gibi iltifatlarla kadınına hitap etmektedir.

Yine Dede Korkut destanlarının birinde, vahşi bir hayvanı yenerek alplığını gösteren ve daha sonra evlenerek çocuk sahibi olan Oğuz Kağan, dünyanın dört bir yanına akınlar düzenleyip dünya hâkimiyeti kurduğunda hemen yanında oğulları, yani ailesi vardır. Diğer bir ifadeyle akınlarını tamamlayan Oğuz, oğullarıyla bir araya gelip ülkesini onlar arasında taksim eder ve ailesiyle birlikte yaşamaya başlar. Diğer destan kahramanları için olduğu gibi Oğuz için de normal ve huzurlu bir hayatın yolu bir arada bulunan aileden geçmektedir. Hatta destan kahramanlarının yurduna, ailesine dönüşü çoğunlukla bir toyla kutlanır.

Tuva Türklerinin destanlarında da huzurlu bir aile hayatı vurgusu oldukça önemlidir.Bu destanlardan Alday‐Buuçu’nun son kısmında kahraman, düşmanlarını yok ettikten sonra kötü ruhlardan korunmak için demir surlar, şimşeğin etkileyemeyeceği, alttan şeytanın gelemeyeceği demir döşek, yorgan ve tavan yapar. Bu şekilde ailesiyle mutlu mesut yaşamaya başlar. Aldın‐Çaagay’da ise “İşte böyle Aldın‐Çaagay/Çoluk çocuğunu doğurtup/Uluyurdunu kurup/Yuva malını bakıp/Oyuna oyun katıp yaşayıp/Gönlünce yaşayıp/Gidivermiş " gibi bölümler vardır.Diğer bir Tuva destanı “Ulu yurdunu,devletini kurup,/O yurdu barışa, refaha kavuşturup,/Yaşlı ana babasını,/Uluak otağına oturtup,/Tepe yere otağını kurup,/Yokuş yere malını yayıp,/Neşesine neşe, mutluluğuna mutluluk katıp,/Yaşayıverdiler haa!” şeklinde aile birlikteliğine vurgu yapan bölümler yer almaktadır.

Tüm bu örneklerde görüldüğü gibi Türk töresi mutlu, huzurlu bir aile şeklini emreder.Aile içi ilişkilerde saygı esası çok önemlidir.Eşine , çocuklarına ve ya yaşlılarına el kaldıran bir kişi erkek olarak sayılmaz , toplum içinde kabul görmez.
Yüce Türk Milletinin her bireyi aile içi ilişkilerinde ecdadını örnek almalıdır. Unutulmamalıdır ki Türk Milleti töresinde uzaklaştıça kendisinde kapanmaz yaralar bulacak ve her geçen gün yeni bir felakete sürüklencektir.


Can BESLEN


ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer haberleri
Köşe Yazarları
E-Mail Bülten Kaydı
Anket
Cumhurbaşkanlığı seçiminde hangi adaya oy vereceksiniz ?
Recep Tayyip ERDOĞAN
Ekmeleddin İHSANOĞLU
Hiçbiri
CesurGazete
© Copyright 2013 CesurGazete.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Dost İnternet Siteleri
Biriz Biz
Ülkem Haber Ajansı
Dost İnternet Siteleri
Cesur Gazete English
HaberHerGün
Dost İnternet Siteleri
Habererk
Yıldıray ÇİÇEK
Dost İnternet Siteleri
Gazete2023
Turan Sesi
Dost İnternet Siteleri
YarenTürkHaber
Milli Refleks